İçimizdeki Düğümler

Hepimiz kendimize yazıyoruz aslında. Şiirlerimizdeki, mektuplarımızdaki, kitaplarımızdaki temenniler kendimize. Kendimize öfkeleniyoruz çoğu dem. Kendi çığlıklarımıza yankı oluyoruz. Nedenini kimse bilmiyor belki de. Tek bildiğimiz insan olduğumuz. Bundandır ki kendimizi buna mecbur hissediyoruz. Bu beklide ruhumuza verilmiş bir emir. Veya içimize işlenmiş bir gen.

Bir gün buna cevap bulabilecek miyiz? Belki... Belki çare de... Hatta belki de çoktan buldu atalarımız. Ama biz unuttuk! Neyi anlatıyorum ben şimdi size. Anlamadınız değil mi? Çünkü aslında kendime anlatıyorum. Mesela bitecek bu yazı ve ismim yazılacak altına. Ve konu dönüp dolaşıp yine bana gelecek. Hepimizin içinde vardır böyle şeyler. İsimleri ve muhtevaları farklıdır. Ama bizimdir onlar. Kimimiz aşk deriz, kimimiz ümit, kimimiz gaye... İşte biz bunları bilmediğimizden çözemediğimizden başka konularla ilgilenirmiş gibi yazıyoruz. Lakin aslında öz nefsimizle bir oyun oynuyoruz.

Benim için bu keyfiyet ne mi? Tam emin olmamak kaydıyla insaniyet olduğu zannı içerisindeyim.

'Insan olmak! Hayata, acılara, çaresizliğe karşı insan kalmak! Ne var olmak ne yok olmak... Ve bence, işte asıl mesele de bul Bizler başımıza gelen her vakada insan kalamayışımızın hesabını ödüyoruz ödemeliyiz. Ve maalesef bu hesap çok pahalı. Bu yüzden iki taksite bölünmüş. İlk taksiti bu dünyada ödemek zorunda kalıyoruz. Ve hır gürümüzden geçilmiyor. Bir de ahrette ödenecek taksiti düşündüğümüzde kendi başımıza açtığımız belanın şiddetini havsalanız alıyor mu? Oysa yaradılış gayemizi gerçekleştirmek bu kadar zor olmamalı...'

Haydi şimdi oturup çözmeye çalışalım içimizdeki düğümleri...


Muhammet Baran ASLAN 

Yorum Gönder

0 Yorumlar